CES 2026’nın açılış gecesiydi. Ekranın başında oturmuş, Las Vegas’tan canlı yayını izliyordum. Jensen Huang sahneye çıktığında bir an duraksadım. Bu sefer elinde grafik kartı yoktu. Onun yerine, sahnede insansı bir robot yürüyordu. Sadece yürümüyordu aslında – engelleri algılıyor, dengesini koruyuyor, çevresini “anlıyordu.”
Huang tek bir cümleyle özetledi: “Physical AI çağı başladı.”
O an anladım. Yıllardır konuştuğumuz yapay zeka artık ekranlardan çıkıp fiziksel dünyaya adım atıyor. Ve bu, her şeyi değiştirecek.
Startup Gazetesi İçerik
Fiziksel Yapay Zeka Tam Olarak Ne?
Basit düşünelim. ChatGPT’ye bir soru soruyorsunuz, size metin üretiyor. DALL-E’ye “kedi çiz” diyorsunuz, görsel oluşturuyor. Bunlar hep dijital dünyada kalıyordu.
Physical AI ise farklı. Fiziksel dünyayı anlıyor. Hareket ediyor. Nesneleri tutuyor, taşıyor, monte ediyor. Bir depoda ürünleri sıralıyor. Bir fabrikada parçaları birleştiriyor. Bir hastanede ilaçları taşıyor.
NVIDIA’nın CES’te tanıttığı platformlar tam da bunu mümkün kılıyor. Cosmos adını verdikleri “world foundation models” sistemi, robotların 3D ortamları öğrenmesini sağlıyor. Düşünün: Bir robot artık sadece programlandığı hareketleri yapmıyor. Ortamı gözlemliyor, fizik kurallarını anlıyor, yeni durumlara adapte oluyor.
Isaac GR00T ise insansı robotlar için bir temel model. Daha önceden milyonlarca senaryoda eğitilmiş. Bir robotun yıllar sürecek öğrenme sürecini haftalara indiriyor.
Burada kritik bir kavram var: “World models.” Bu sistemler, sanki zihinlerinde bir 3D simülasyon çalıştırıyorlar. “Bu nesneyi şöyle tutsam ne olur?” diye düşünebiliyorlar. Fiziksel dünyayı modelleyip tahmin edebiliyorlar.
Bu sadece teknolojik bir sıçrama değil. Paradigma değişimi.
Türkiye Bu Dalgayı Kaçırmamalı
CES 2026’da ilginç bir sahne vardı. TT Ventures, Türk girişimlerini küresel sahnede tanıttı. Türk Telekom’un yatırım kolu, yurt dışına açılan yerli teknoloji şirketlerini dünyayla buluşturdu.
Bu küçük bir detay değil. Türkiye’nin yapay zeka ekosistemi artık görmezden gelinemeyecek boyutta.
Rakamlara bakalım: Yapay Zeka Fabrikası’nın 2025 raporuna göre ülkemizde 1.188 yapay zeka girişimi faaliyet gösteriyor. Yapay zeka alanında üç unicorn çıkardık: Insider, Fal.ai ve Periodic Labs. Daha önce Peak Games, Trendyol, Getir gibi isimlerle global arenada ses getiren Türkiye, şimdi yapay zeka odaklı girişimlerle de iddialı.
Physical AI, Türkiye için özel bir fırsat sunuyor. Neden mi?
Birincisi, üretim sektörümüz güçlü. Otomotiv yan sanayii, tekstil, beyaz eşya – bu sektörlerde Physical AI doğrudan değer yaratabilir. Akıllı robotlar üretim hatlarını dönüştürebilir. Kalite kontrol sistemleri hata oranlarını minimuma indirebilir.
İkincisi, lojistik ağımız stratejik konumda. Türkiye, Avrupa ile Asya arasında bir köprü. Otonom depo sistemleri, akıllı dağıtım robotları – bunlar lojistik maliyetlerini dramatik şekilde düşürebilir.
Üçüncüsü, genç ve dinamik bir yazılımcı havuzumuz var. Physical AI, sadece donanım değil, ciddi yazılım yetkinliği gerektiriyor. Bu alanda yetişmiş insan kaynağımız önemli bir avantaj.
Ama bir gerçeği de kabul edelim: Bu yarışta geç kalmamak lazım. Çin, ABD ve Avrupa bu alana ciddi yatırımlar yapıyor. Türkiye’nin de stratejik bir Physical AI vizyonuna ihtiyacı var.
2026: “Parayı Göster” Yılı
Yapay zeka sektöründe bir söz dolaşıyor: “2026 is the show me the money year.”
Menlo Ventures’ın raporu bunu net ortaya koyuyor. Şirketler artık yapay zekadan sadece “potansiyel” değil, “getiri” bekliyor. Büyük modeller, etkileyici demolar yeterli değil. Somut iş sonuçları istiyorlar.
Bu ne anlama geliyor?
Dev dil modelleri geliştirmek artık tek başına yeterli değil. Önemli olan, bu teknolojileri gerçek iş problemlerine uygulamak. Maliyetleri düşürmek. Verimliliği artırmak. Müşteri deneyimini iyileştirmek. Ölçülebilir sonuçlar üretmek.
“AI neler yapabilir?” sorularıyla geçen 2023 ve 2024 yıllarından sonra, herkes ChatGPT’nin yeteneklerine hayran kaldı. Şirketler pilot projeler başlattı.
2025’te bu projelerin bir kısmı hayal kırıklığı yarattı. Beklentiler çok yüksekti, gerçekler farklı çıktı. Bazı yatırımcılar tedirgin oldu.
Ama 2026 farklı olacak. Artık soru “AI yapabilir mi?” değil. Soru “AI ile nasıl para kazanırız?”
Physical AI bu soruya net cevaplar veriyor. Bir robot kolunun üretim hattındaki verimliliği ölçülebilir. Bir otonom sistemin lojistik maliyetlerini düşürmesi hesaplanabilir. Bu, yatırımcıların sevdiği türden bir hikaye: Somut, ölçülebilir, ROI odaklı.
Büyük modeller yarışı devam ediyor. Ama kazananlar, bu modelleri gerçek dünya problemlerine uygulayabilenler olacak.
Son Söz
CES 2026’dan çıkardığım en önemli ders şu: Yapay zeka artık sohbet robotlarından ibaret değil. Fiziksel dünyaya giriyor. Üretiyor, taşıyor, monte ediyor, keşfediyor.
Jensen Huang’ın sahnesinde yürüyen o robot, geleceğin habercisiydi. Belki beş yıl, belki on yıl içinde bu robotlar fabrikalarda, depolarda, hastanelerde yaygınlaşacak.
Türkiye için bu bir tehdit mi, fırsat mı? İkisi de olabilir. Hazırlıklı olanlar için fırsat. Geç kalanlar için tehdit.
Bence artık doğru soruyu sormalıyız: “Yapay zeka bizi geçer mi?” değil. “Yapay zeka ile nasıl iş yaparız?”
Bu soruyu soran ve cevaplayan şirketler, girişimler, ülkeler kazanacak. Diğerleri ise “eskiden bizde de yapay zeka projesi vardı” diye hikaye anlatacak.
Seçim bizim.
Ertuğrul Akben
Yapay Zeka & Sistem Stratejisti | Yatırımcı
ertugrulakben.com

Dijital dönüşüm ve yapay zeka odağında uzun süredir girişimler geliştiriyorum. Türkiye’de ve yurt dışında; medya, yazılım ve dijital pazarlama alanlarında faaliyet gösteren şirketlerim üzerinden farklı projeler yürütüyorum. Bu köşede amacım teknoloji gündemini aktarmak değil; teknolojinin sizin işinize, gelirine ve operasyonuna nasıl somut katkı sağlayacağını göstermek. Yapay zeka ve teknoloji dünyasındaki gelişmeleri anlaşılır bir dille, doğrudan uygulanabilecek örneklerle ele alacağım. Haftada bir kez burada buluşacağız.


